Tarihi bitirmeden önce tutacağımız o yol: Filistin için 1000 genç

208 views
12 mins read
208 views
12 mins read

Dilan Tekin

“Ey kara kardeşlerim bir bayrağı düşleyip duran
çıplak kardeşlerim darmadağın, perperişan
Tutacağımız tek yol doğruların yolu
Tarihi bitirmeden önce tutacağımız tek yol


Samih al-Qasim

İsrail emperyalist merkezin destek ve korumasıyla güçlenmiş, Filistin’de işgal, katliam ve soykırım boyutundaki politikalarını Avrupa’nın Yahudi sorununu Ortadoğu’ya ihraç etmesinin kolaylaştırıcılığında gerçekleştirmiştir. Böylece Filistin’deki apartheid rejimi kökleşmiş, özellikle Batı Şeria’da Filistinliler bantustanlarda izole edilmiştir. İsrail, Gazze halkını kuşatarak, sıkıştırarak, bombalayarak ve temel ihtiyaçlarını keserek sistematik bir soykırımı adım adım uygulamakta, emperyalist güçler de İsrail’e silah, ideolojik destek ve ticari yardımlarıyla soykırımı sürdürmekte ve güçlendirmektedir.

Soykırım politikaları geçen ekim ayından bu yana Gazze’de ve Batı Şeria’da dünyanın gözü önünde uygulamaya konuyor. İşgalci İsrail, Filistin halklarının kurtuluş mücadelesine karşı Batılı güçleri arkasına alarak Gazze’deki halkların elektriğe, gıdaya ve suya ulaşımını kesintiye uğratarak halkı açlıkla yıldırmaya, Gazze’yi bir açık hava hapishanesi olarak tutmaya çalışıyor. Dünya genelinde sermayedarlar ve işbirlikçi iktidarlar el ele vererek Gazze’yi yerle bir edilmesine alan açıyorlar. Bu nedenle, Filistin direniş örgütleri bölge ülkelerine çağrılar yaparak, işgalcilere karşı tepki göstermek için insanları sokaklara çağırıyor. Dünya genelinde milyonlarca insanın, soykırıma son verilmesi çağrısıyla sokaklarda, üniversitelerde, kamu ve holding binalarının önünde eylemler düzenlediğini görüyoruz.

Soykırım başladığından beri kurtla yiyip kuzuyla ağlayan AKP iktidarı ve Türkiye’deki sermayedarlar İsrail’in soykırım politikalarını kınarken Filistin halkıyla dayanışma içinde olduklarını söylemekten geri durmuyorlar. İnsanların vicdanından beslenip, emekçilerin hakkını gasp ede ede ceplerini doldururken, Filistin için mitingler, yürüyüşler ve yardım kampanyaları düzenliyorlar. Öte yandan İsrail’le ticari ilişkileri sürdürmeye, soykırımı besleyerek servetlerine servet katmaya devam ediyorlar. İsrail’in elektriğinden betonuna, çeliğinden kablosuna, gıdasından kıyafetine büyük sevkiyatlar yaparak Filistin’in yıkımı üzerinden kendi çıkarlarının peşinde koşuyorlar. Bu utanmazlar burada düzenledikleri mitinglerde “Mescid-i Aksa” diye timsah gözyaşları dökerken, Mescid-i Aksa’yı kuşatan dikenli telleri kendi elleriyle yolluyorlar.

Bu ikiyüzlülüğe karşı durarak antiemperyalist bir mücadeleyi öne çıkarmak için sermayeyi ve devleti hedef almak gerektiğine inanıyoruz. Sermayedarların ve devletlerin el ele verip soykırımı sürdürmeye çalıştığını görüyor, emperyalistlerin karşısında sesimizi yükseltiyoruz. Bunu yaparken gençliğin dinamizmine ve cüretine güveniyoruz. Kendimizi çeşitli sivil toplum kuruluşlarının sembolik adımlarına, AKP hükümetinin ve mevcut düzenin içindeki yapıların göstermelik mitinglerine, ilke yarışlarına dahil etmek gibi yollarla değil gerçek bir etki yaratmak adına yola çıkıyoruz. Yaşadığımız topraklarda halkın büyük çoğunluğunun antiemperyalist olduğu gerçeğine ve Filistin davasının kimsenin tekelinde olmadığına güvenerek, farklı toplumsal kesimleri Gazze için bir araya getirmeyi amaçlıyoruz. Gençler olarak, bu mücadeleye omuz vermekten kaçınmıyoruz ve hazır olduğumuzu gösteriyoruz.

Farklı geçmişlerden gelen yüzlerce genç, bugün Filistin için bir araya gelerek aynı düşmana karşı birlik oluyor, Filistin için 1000 Genç’ten biri oluyor. İsrail’in soykırım politikalarına karşı, ticari ve diplomatik ilişkilerin kesilmesi çağrısını İstanbul, Ankara, Adana, Bursa, Eskişehir ve diğer birçok kentimizden yükseltiyoruz. Filistin’in kurtuluşu için başlattığımız bu mücadelede gücümüzü sermaye sınıfından ve oyuncakları haline gelmiş siyasi figürlerden değil gençliğimizden alıyoruz. Yaptırımın kendi elimizde olduğunu biliyoruz, başkasından ricacı olmaktansa Filistin’deki soykırıma ve onun işbirlikçilerine karşı mücadele ağı örüyoruz.

Kıstırıldığı köşeden çıkmayı hedefleyen, kavgaya tutuşmaktan çekinmeyen, militan bir gençlik hareketinin köşe taşlarından biri olacak bu yola, nihai olarak antiemperyalist bir müdahaleyi gerçekleştirmeye niyetlenen gençler olarak eylemler silsilesiyle çıkıyoruz. TÜSİAD’dan MÜSİAD’a ve siyasi iktidara karşı sokaklardan, üniversitelerden, meydanlardan sesimizi yükseltiyoruz. Türkiye’den İsrail’i besleyen sermayeye karşı, yerli ve milli sermaye sınıfının İsrail devletinin sömürgeci soykırımcı politikalarını besleyen ağını kesme çağrısını kamusallaştırmayı, bu riyakarlığa karşı toplumsallaşmış bir mücadele oluşturmayı hedefliyoruz.

Hareket olarak mücadelemizi duyurduğumuz günden bu yana yurdun dört bir yanında üzerimize düşen tüm görev ve sorumlulukları bilerek çeşitli sermayedarların karşısına çıktık. Kitleleri aktif tavır almaya çağırarak, meydanlarda “Soykırıma ortak olma, ticareti kes!” diye haykırarak işbirlikçilere seslendik. Üç büyük enerji santraliyle İsrail’in elektriğini sağlayan Zorlu Holding de, İsrail’in çelik ihtiyacının yüzde 65’ini karşılayan MÜSİAD üyesi İÇDAŞ da, işgalciye çimento üreterek soykırımın duvarlarını ören TÜSİAD üyesi Sabancı Holding’e bağlı Akçansa, Limak Holding ve daha nice soykırım işbirlikçisi sermaye grupları ve onu besleyen siyasi iktidar bilsin ki onlar bu işbirliğini sürdürdükçe karşılarında durmaya devam edeceğiz. Bu kararlılığımızı daha yeni “Biz kazanırsak Gazze kazanır” diyenlerin Ankara mitinginde “İsrail’le Ticareti Kes” pankartını açarak gösterdik. Ne gözaltılarınız ne de adliye ya da emniyeti kullanarak sallayacağınız başka bir sopanız bizi yıldıramaz.

Kararlılığımızı ve azmimizi vurgulayarak, Filistin’in özgürlüğü için sürdüreceğimiz mücadeleyi güçlü bir şekilde ilan ediyoruz. Neredeyse 80 yıldır dayatılan teslimiyete karşı direnen Filistin halklarının onurlu mücadelesine omuz vermek için işgalcileri ve soykırıma ortak olanları teşhir etmek ve durdurmak zorundayız. Sermaye ve devletin soykırıma karşı sessiz kalmayı tercih ettiği bu dönemde kararlı bir şekilde eyleme geçiyoruz. Yüreği Filistin’le atan kitlelerin öfkesini ehlileştiren, halkı meşruiyetinin zemini olan sandıklarda oy deposu olarak gören iktidara karşı mücadele ederek, kitleleri aktif tutum almaya çağırıyor, direnişin bu topraklardaki sesi olma sorumluluğuyla hareket ediyoruz.

Unutmayalım ki, Filistin’in özgürlüğü için verilen mücadele sadece Filistin’in değil, tüm halkların ortak sorunudur. İşgalci güçlere karşı sesimizi yükseltmeli, dayanışma içinde olmalı ve mücadeleyi daha güçlü sürdürmeliyiz. Filistin için 1000 Genç olarak, halkın sesi olmaya kararlıyız ve tüm gençleri Filistin’in özgürlüğü için seslerini yükseltmeye, sokaklara çıkmaya ve emperyalist güçlere karşı durmaya davet ediyoruz. Güçlerimizi birleştirerek, soykırıma ortak olan sermaye ve siyasi iktidarın karşısında dimdik durarak, Filistin özgür oluncaya dek mücadelemizi sürdüreceğiz. Üniversitelerden sokaklara her yerde Filistin için özgürlük talebimizi haykıracak ve işgalciye karşı tutumumuzu göstereceğiz.