Gündelik, sıradan, büyük olaylar*

216 views
8 mins read
216 views
8 mins read

A. Halûk Ünal

Paylaşmak istediğim olay, iki gece önce Türkiye’de yaşandı ve ben de tanığı oldum?

Zaten, olayın neden olduğu dışa vurumlarımın ilk sırasında, böyle bir deneyimin, ancak teknolojinin “mucizelerinden” olduğu gerçeği var. (Elbette teknolojiyi kimin kullandığı da burada çok önemli:)

Burada saat 21.00 suları, Türkiye’de 23.00. 

Mesenger’dan kısa bir video eşliğinde, mesaj geliyor. 

Manevi oğlum, kardeşim, dostum, bir genç adam, yanında da hiç tanışmadığım eşi. Birbirlerine imrenilesi, aşıklar. 

-Video bir “türkü barda” çekilmiş, sahnede bir kadın türkü söylüyor. Eşliğinde “ rakıladık, buraya geldik, seni çok özlüyoruz” mesajı var.

Mülteciye böyle mesajlar terapi gibi. Çünkü geride bıraktığın memleket, mekanlar toplamı değil; dostlar toplamı.

-Afiyet, şeker şerbet olsun, benim için de fondiple. 

Çok zaman geçmeden ikinci bir mesaj daha geliyor. 

-“Saçlarını yolmazsan, topuğuna sıkmazsan”… abi inanamazsın.. böyle türkü mü olur yaa?.. Abi sevgilim fena ayar oldu.. eyvah, tutamıyorum, olay çıkartacak. 

– Yaa ne olayı, kalkın gidin abicim. (Abilik taslamam için bütün koşullar oluşmuş durumda, kaçırır mıyım?)

Burada biraz duralım. 

Bu durum, olayın örgüsünü oluşturan ilk düğüm. Ama biz, ne hatırladık. Bu tür kim bilir kaç bin mesaj kadınlardan kadın dostlarına gitti, gitmeye de devam ediyor. Atarlanan, olay yaratmak üzere olan biz adamlar… içine düşeceği utancın, yaşanacak olayın “korkusuyla” ne yapacağını bilemeyen kadınlar. 

Bu örnekte rol değişiyor, adamımız “ almış ders, görmüş kurs,” çıtını çıkartmadan benimle iletişim halinde. “Tersine Dünya” romanı gibi.

Bir video ve mesaj daha geliyor. Olayın örgüsündeki ikinci düğüm.

-Abi, sahneye gidiyor… tutamadım.

Bir kaç dakika sonra…

-“Abi valla tutamadım, sahneye çıktı, mikrofonu aldı, yardırıyor.” Ekteki Videoda sevgilisi, sahneye çıkmış, türkücünün elinden mikrofonu almış.

Ben sesli gülmeye başlıyorum. Önünde sonunda erkeğiz. Ama biraz sonra kahkaham dudaklarımda donuyor. Çünkü sevgilisi bütün bar sakinlerine diskur çekiyor. 

-“Ya utanmıyor musunuz. Böyle türkü söylenir mi? Kadın şiddetini böyle rezilce yücelten bir türküyü nasıl söylüyorsun? Siz niye izin veriyorsunuz? Ne demek yaa, saçını yolarım, topuğuna sıkarım?”

– “ Aman ha erkeklik taslama.” Telaşla dostumu kolluyorum, aklımca. Daha genç yıllarından biliyorum. Delirdi mi, korkulacak bir adam olur. Eee, ben de “almışım ders, görmüşüm kurs” kolay mı? 

Sıradaki kısa video, Olayın üçüncü ve son düğümünü kaydetmiş. 

– Sevgilisinin karşısında barın sahibi erkek ve sorumluluğu olan bir kadın, “Lütfen yerinize oturun, lütfen sesinizi yükseltmeyin” -Dostumun sevgilisi sunturlu bir küfür patlatıyor-

– “E ama bakın siz de cinsel şeyettiniz.” diye direnmeye çalışıyor kadın.

– “Bak hayatım, sen benim ne dediğimi anlıyorsun, bu işler önce sözle üretiliyor, sözel olanı durdurmazsak, fiziksel olanı hiç durduramazsın. Sen bir kadın olarak benden önce uyaran olmalıydın. Burada “Çırpınırdı Karadeniz çalınabilir mi? – Sorumlu kadın hayır gibi bireyler mırıldanıyor- Demek ki bunlar da çalınmayacak. Nokta” 

Şapkam uçuyor; ağzım açık düşünüyorum.

Son yirmi yılda, alanlarda slogan atan, Twitter’da fikri takip yapan kadınlarla sınırlı görgüm, bambaşka bir tanıklıkla değişiyor.

İlk olarak aklıma, 1980 lerde okuduğum ve “işte asıl mesele bu” dedirten, gündelik hayatın devrimcileştirilmesi konusunda zihnimde önemli bir kapı aralayan kitap geliyor. Kadınların yaptığı tam da bu. Türkiye gibi bir ülkede bunu yapmaksızın yaşamaları imkansız. “Devrim yapamazsınız, devrim olabilirsiniz ancak. (Ursula Le Guin).” Burada tek istisna erkeğin tavrındaki fark.

Yoksa standardımız; bro’cuğumun olayda ön alıp, mekan sahibine kafa göz dalmasıydı. Haklıyken haksız düşüp, belki korumalardan dayak yiyip, geceyi karakolda geçirmek de vardı.

Biz erkekler, sevgiyi de, öfkeyi de, şefkat talebini de şiddetle ifade edebilenleriz. Kadınlar farklı.

Sonra aklıma düşen şu; solcular “iktidar mücadelesi” diyerek siyasi (?!) mücadele veriyor, kadınlar patriyarka ve aileyi yıkmak için, eylemli bir değerler mücadelesi ve kültürel mücadele sürdürüyor. Kimse kusura bakmasın kadınların yöntemi şekilde görüldüğü üzre, devrimci, yani gündelik hayatı dönüştürüyorlar. Viral etkileri çok kapsayıcı.

Bu nedenle bu gün, bütün sağcılar “kadın meselesi”nde “demokrat” siyasi konularda faşist. 

Son mesaj, son düğüm; olay bitiyor ve mutlu son. Eylemli feminist eğitim sonuçlanmış, hızla amacına ulaşmış.

– “Abi, mekan sahipleri gelip özür dilediler.”

– “Sevgilinin elini benim için öper misin?”

– “Öptüm abi.”

– “Hadi sefanız olsun. İyi geceler, benim için de fondipleyin.” 

*Bütün türkü barların hakkı mahfuzdur.