Bir Süreç Olarak Özgürlük

4 views
7 mins read
4 views
7 mins read

A. Haluk Ünal

Kapitalist tahakküm düzeni artık yalnızca kendi kurumlarını ve toplumsal alanını belirlemiyor. Kendisine karşı çıkan güçlerin dilini, gündemini ve hareket sınırlarını da belirliyor. Özgürleştirici güçler, bütün varlıklarını bu düzene karşı mücadele içinde kurdukça kendi bağımsız varoluş zeminlerinden uzaklaşıyor. Neye karşı olduklarını biliyorlar; fakat nasıl bir hayat kurmak istediklerini giderek belirsizleştiriyorlar.

Temel açmaz burada. Özgürleştirici güçler tahakküme karşı çıkmadan var olamaz. Ama yalnızca ona karşı çıkarak da başka bir toplumsal düzen kuramaz. Sürekli savunmada kalan, egemen gücün açtığı alanda mücadele eder. Tahakkümün en büyük başarısı, kendisine karşı çıkan güçleri ortadan kaldırmak değil; onların zihinlerini ve siyasal ufkunu kendi varlığıyla sınırlamaktır.

Asıl mesele şu: Özgürleştirici güçler, kapitalist tahakküm biçim ve araçlarıyla mücadele ederken onun tarafından belirlenmekten nasıl kurtulacak? Kendi dilini, kendi zamanını ve kendi hayat fikrini nasıl kuracak? Çünkü özgürleşme yalnızca tahakkümün karşıtı olarak tanımlandığında bağımsız bir toplumsal proje olmaktan çıkar; mevcut düzenin negatif görüntüsüne dönüşür.

Bu noktada bir başka açmazımız da 19. ve 20. yüzyılın ideolojik şablonlarından kurtulamamak. Özgürlük fikriyatını 21. yüzyılda yeniden yaratamamak. Geçmişin kavramları bugünü bütünüyle açıklamıyor; fakat biz hâlâ bugünü onların içine sığdırmaya çalışıyoruz. Oysa kapitalizm yalnızca araçlarını değil, insanı kuşatma biçimlerini de değiştirdi. Emeği, zamanı, arzuyu, bilgiyi ve gündelik hayatı yeniden örgütledi. Buna karşılık özgürlük fikri, çoğu zaman eski dünyanın sözlüğüyle konuşmayı sürdürüyor.

Bu çağın kitlesel hareketlerinden, isyanlarından ve yeni dayanışma biçimlerinden beslenen bir vizyon kuramıyoruz. Onları geçmiş teorilerin doğrulanacağı örnekler olarak görüyor, taşıdıkları yeni toplumsal bilgiyi okuyamıyoruz. Mesele geçmişi reddetmek değil; onun birikimini bugünün gerçekliği içinde yeniden kurmak. Çünkü yeni bir özgürlük fikri yaratamayan hareket, eninde sonunda ya geçmişi tekrar eder ya da mücadele ettiği düzenin sınırlarına geri çekilir.

Yeni bir entelektüel agoraya ihtiyacımız var. Eski siyasetin “ahlakından”, hakikati tekeline alan dilinden ve her farklılığı hizaya sokan alışkanlıklarından arınmış bir agora. İktidarcılıktan uzak, eşitlikçi ve özgürlükçü bir metodolojiyle düşünebilen, tartışabilen ve birlikte hareket edebilen bireylere ihtiyacımız var.

İktidarcılıktan uzak olmak, güçsüzlüğü kutsamak anlamına gelmez. Bookchin’in de altını çizdiği gibi güç bize gerekli, kapitalist tahakküm güçlerine karşı özgürlüğün güçleri… Bu kez gücün tanımını yeniden yapmamız gerekli. Eski güç tanımları ve bu tanımlardan türetilmiş modeller yerine, özgürlüğün ruh üflediği güç tanım ve modellerine ihtiyacımız var.

Mesele, ortak hareket etme gücünü yeni bir tahakküm ilişkisine dönüştürmeden kurabilmek. Bunun kusursuz bir modeli elimizde yok. Zaten çoğu zaman mükemmel, iyinin düşmanıdır. Öyleyse mesele, kusursuz toplumu nasıl kuracağımız değil; bugünden başlayarak, amacımıza uygun hangi ilişkileri, kurumları ve dayanışma biçimlerini mümkün kılabileceğimizdir.

Unutmayalım, mümkün olan, kendiliğinden ortaya çıkmaz. Küçük ama gerçek deneyimlerle, yanılma hakkını koruyan ortaklıklarla ve amaçlarıyla çelişmeyen araçlarla adım adım kurulur.

Kapitalist tahakkümü aşmak, yalnızca onun kurumlarını geriletmekle değil, içimizde yeniden ürettiği siyaset tarzından kurtulmakla mümkün. Yeni entelektüel agora, bir merkez, yeni bir öğreti ya da hakikatin dağıtıldığı başka bir kürsü olmayacak. Birlikte düşünmenin, yanılmanın, öğrenmenin ve eylemenin açık alanı olacak.

Özgürlük, gelecekte ulaşılacak kusursuz bir düzen değil; bugünün ilişkileri içinde sınanacak bir süreçtir. Kuracağımız güç de hükmetme kapasitesiyle değil, insanların kendi hayatları üzerinde söz ve karar sahibi olma imkânını büyütmesiyle ölçülecek. Tahakkümün çevresinde dönmekten ancak böyle kurtulabilir, ona karşı olmanın ötesine geçerek kendimiz için bir dünya kurmaya başlayabiliriz.