ABD’nin UNRWA Finansmanını Askıya Alması UAD’nin Ara Kararına Misilleme mi?

48 views
23 mins read
48 views
23 mins read

Birleşmiş Milletler Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na sağlanan fonların askıya alınması kararı Gazze’deki insani krizi derinleştiriyor.


Michel Moushabeck

Gazze’de insani yardıma büyük ihtiyaç duyulduğu ve Filistinli mültecilere yönelik yardım ve desteğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir dönemde ABD, İsrail’in, ajansın Gazze’de istihdam ettiği 13.000 kişiden 12’sinin Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyinde gerçekleştirdiği saldırıya karıştığı iddiası üzerine Birleşmiş Milletler Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) sağladığı fonu askıya almaya karar verdi. UNRWA, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından emredilen yardımın dağıtılmasından büyük ölçüde sorumlu olan kurumdur.

Bu haberi okuyan Filistinli bir Amerikalı olarak aklıma hemen şu sorular geldi:

Dünya Mahkemesi’nin ara kararı İsrail devletinin soykırım yaptığının makul olduğunu tespit ettikten sonra ABD neden aynı standardı uygulamadı ve İsrail’in işlediği savaş suçlarına yaptığı askeri yardımı ve finansmanı geri çekmedi?

Biden yönetiminin İsrail’in “iddialarına” BM yardım kuruluşunun fonlarını anında keserek tepki vermesi, ancak UAD’nin İsrail’in Soykırım Sözleşmesine uymasını ve Filistinlileri öldürmeyi durdurmasını emretmesinin ardından hiçbir şey yapmaması ne kadar ikiyüzlüce?

ABD’nin İsrail’in zulmüne ve Filistinlilerin çektiği acılara suç ortaklığı daha ne kadar kötüleşebilir?

İsrail’in iddialarının Filistinli esirlerin sorgulanması sırasında elde edilen ve bağımsız olarak doğrulanmayan itiraflara dayanmasına rağmen, UNRWA bir soruşturma başlatarak ve görevi kötüye kullanmakla suçlanan personelini açığa alarak hızlı ve sorumlu bir şekilde hareket etmiştir.

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini verdiği bir mülakatta şunları söyledi: “İsrailli yetkililer UNRWA’ya, bazı UNRWA çalışanlarının 7 Ekim’de İsrail’de meydana gelen korkunç saldırılara karıştığı iddiasıyla ilgili bilgi verdi.” Lazzarini sözlerini şöyle sürdürdü: “Ajansın insani yardım sağlama kabiliyetini korumak amacıyla, bu personelin sözleşmelerini derhal feshetme ve gecikmeksizin gerçeği ortaya çıkarmak için bir soruşturma başlatma kararı aldım.”

Savaş dördüncü ayına girmek üzereyken ve Gazze’deki yaklaşık yarım milyon Filistinli açlık tehlikesiyle karşı karşıyayken, UNRWA’nın Şerit’teki hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Biden yönetimi tarafından UNRWA’nın finansmanının kesilmesi yönünde alınan sert tedbir sorumsuzca ve dehşet vericidir. Bu fonun kesilmesi insani krizi daha da derinleştirecek ve Gazze nüfusunun yüzde 85’inden fazlasının evlerinden edilmiş ve akut gıda, su ve ilaç kıtlığıyla karşı karşıya kalmış olmasının acısını daha da arttıracaktır.

ABD’nin bu pervasız kararı, siyasi motivasyondan başka bir şey olabilir mi? Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ya da Dünya Gıda Programı gibi binlerce kişiyi istihdam eden diğer BM kurum ve kuruluşlarının fonlarının, bir avuç çalışan yanlış yapmakla suçlandığı için kesildiği benzer bir senaryoyu hayal edebiliyor musunuz?

UNRWA’nın şeytanlaştırılmasının ve yaklaşık 33.000 çalışanı olan ve Filistinli mültecilere kritik yardımlar sağlayan bir ajansın fonlarının kesilerek Filistinlilerin toplu olarak cezalandırılmasının ardında yatan gerçek neden, UAD’nin İsrail aleyhine verdiği ara kararın intikamı olabilir mi?

UNRWA on yıllardır İsrail’in baş belası olmuş ve İsrail BM ajansını ortadan kaldırmak için var gücüyle çalışmıştır. UNRWA’yı ortadan kaldırma niyetini hiçbir zaman saklamayan İsrail, şimdi de bir avuç çalışanın suiistimal iddialarını bahane ederek yardım kuruluşunu kriminalize etmeye ve Filistinli mültecilerin refahı ve eğitimi için yürüttüğü hayati çalışmalara son vermeye çalışıyor.

Yaklaşık 33.000 çalışanı olan ve Filistinli mültecilere kritik yardımlar sağlayan bir ajansın fonlarının kesilmesinin ardında yatan gerçek neden UAD’nin İsrail aleyhine verdiği ara kararın intikamı olabilir mi?

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın UNRWA’ya yönelik finansmanı durdurma kararının, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı ve İsrail devletinin Gazze’de sivil ölümlerini önlemek, “soykırım eylemlerini” engellemek ve insani yardımların ulaştırılmasını sağlamak için “elinden gelen tüm tedbirleri almasına” hükmedildiği davada, BM’nin en üst düzey hukuki kolu olan Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in soykırım eylemlerinin makul olduğuna karar vermesinden sadece birkaç saat sonra ve aynı gün gelmesinin tesadüf olduğuna inanmak zor.

Küresel Batı’nın eski sömürgeci ülkeleri -İsrail’i askeri ve diplomatik olarak destekleyen ve İsrail’in soykırımına ortak olan İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya ve Finlandiya- ABD’nin kararının hemen ardından UNRWA’ya sağladıkları fonları askıya aldılar. ABD ile birlikte, Dünya Mahkemesi’nin kararı ne olursa olsun İsrail’in arkasında durduklarını tüm dünyaya göstermiş oldular. Ne demişler, aynı tüyden kuşlar bir araya gelir.

Bu ülkelerin toplu olarak insani yardım fonlarını askıya alma kararı, İsrail’in şiddetiyle süregelen suç ortaklıkları göz önüne alındığında sürpriz olmayabilir, ancak yine de UAD’nin ara kararına uyması ve Gazze’ye insani yardımı hızlandırması için İsrail’e baskı yapmak yerine bu kararı almaları utanç vericidir, Nakba ‘dan ve Filistin halkının süregelen kötü durumundan ve etnik temizliğinden büyük ölçüde sorumlu olan bu sözde Batı demokrasileri, Gazze’de hayal edilebilecek en kötü insani kâbusu yaşayan 2 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin açlıktan ölmesine katkıda bulunmaktadır.

“Kıtlık Yakındı. Kıtlık Artık Kaçınılmaz.”

BM’nin gıda hakkı özel raportörü Michael Fakhri, UNRWA’nın fonlarının kesilmesi haberinin ardından Pazar günü yaptığı açıklamada şunları söyledi: “[UAD’nin] İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığı sonucuna varmasından bir gün sonra, bazı devletler az sayıda çalışanın sözde eylemleri nedeniyle UNRWA’nın fonlarını kesmeye karar verdi. Bu toplu olarak +2.2 milyon Filistinliyi cezalandırmaktadır. Kıtlığın eli kulağındaydı. Kıtlık artık kaçınılmaz.”

BM’nin İşgal Altındaki Filistin Toprakları özel raportörü Francesca Albanese, X’te yayınladığı bir yazıda UNRWA fonlarını askıya almaya karar veren ülkelerin “milyonlarca Filistinliyi en kritik zamanda toplu olarak cezalandırdıkları ve büyük olasılıkla Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettikleri” uyarısında bulundu. Bu eylem, UAD’nin Gazze’ye daha fazla insani yardımın girmesine izin verilmesini öngören ara kararına “açıkça meydan okumaktadır”.

Cumartesi günü bir açıklama yapan BM Genel Sekreteri António Guterres, hükümetlere UNRWA’ya sağladıkları fonları geri vermeleri çağrısında bulundu. Guterres, “Katkılarını askıya alan hükümetlere, en azından UNRWA’nın faaliyetlerinin devamlılığını garanti altına almaları çağrısında bulunuyorum” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, ABD hükümetini finansmanı durdurma kararından dolayı övdü ve İsrail’in UNRWA’nın Gazze’deki faaliyetlerini sona erdirmek için küresel destek toplama konusundaki kararlılığını dile getirdi. X’te şunları söyledi: “Yıllardır uyarıyoruz: UNRWA mülteci sorununu devam ettiriyor, barışı engelliyor ve Gazze’de Hamas’ın sivil kolu olarak hizmet ediyor.” “UNRWA çözüm değil – çalışanlarının çoğu katil ideolojilere sahip Hamas’a bağlı, terör faaliyetlerine yardım ediyor ve otoritesini koruyor” diye ekledi.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Dışişleri Bakanının sözlerini yineleyerek UNRWA fonlarının askıya alınmasını memnuniyetle karşıladı ve X’e şu notu düştü: “İnsani çalışma kisvesi altındaki terörizm, BM ve temsil ettiğini iddia ettiği ilkeler için bir utanç kaynağıdır.”

UNRWA’nın gıda ve barınmadan eğitim, sosyal yardım ve tıbbi bakıma kadar 5,9 milyon Filistinli mülteciye sağladığı önemli çalışma ve yardımlar küçümsenemez. İsrail devletinin kurulmasından ve 750.000’den fazla Filistinlinin evlerinden zorla sürülüp yerinden edilmesinden bu yana UNRWA sadece Gazze Şeridi’ndeki Filistinli mültecilere değil, aynı zamanda Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Lübnan, Ürdün ve Suriye’deki mülteci kamplarındaki Filistinlilere de kritik yardım ve vazgeçilmez hizmetler sağlamıştır.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana 26.422’den fazla Filistinlinin ölümüne ve en az 65.000 kişinin yaralanmasına neden olan Gazze Şeridi’ne yönelik yoğun bombardımanı sırasında UNRWA tesisleri, yerinden edilen Filistinlilerin güvenlik için koştukları ve hava saldırıları sırasında sığınak olarak kullandıkları yerler haline geldi.

UNRWA’nın Fonlarının Kesilmesi Filistinlilerin Kültürel Soykırımına Katkıda Bulunuyor

Yıllık bütçesi 1 milyar doları aşan UNRWA, yaklaşık 300’ü Gazze’de olmak üzere 700’den fazla okul ve 58 mülteci kampı işletmektedir. Sağlık klinikleri ve sosyal yardım hizmetleri de sunan UNRWA, İsrail’i üzecek şekilde bütçesinin yaklaşık yüzde 60’ını Filistinlilerin eğitimine ayırıyor.

UNRWA’ya karşı yürütülen savaş, İsrail’in etnik temizliğinin ve Filistin kültürü ile direnişinin silinmesinin bir parçasıdır. UNRWA’nın 1949’da kurulduğu ilk günlerden bu yana İsrail, Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme ve özgürleşmesini teşvik eden faaliyetleri engellemek amacıyla mülteci kamplarında UNRWA okullarının işletilmesine ve finanse edilmesine karşı lobi faaliyetlerinde bulunmuştur. İsrail, mültecilerin evlerine geri dönme umutlarını söndürmek için mültecilerin yerleştirilmesini ve ev sahibi ülkelere tamamen entegre edilmesini istiyordu. Ancak İsrail, Filistinlilerin eğitimi bir “kurtuluş biçimi” ve ulusal kimliklerini güçlendirmek için bir araç olarak kullanmalarından giderek daha fazla endişe duyuyordu. Bir gün, Siyonist planlara ters düşen 194 sayılı BM Genel Kurul Kararı‘nda öngörüldüğü üzere Filistinlilerin evlerine geri dönme hakkını tanıyacak bir barış anlaşmasına zorlanabileceğinden korkuyordu.

En parlak Filistinli düşünür ve yaratıcılardan bazıları UNRWA okullarından mezun olmuş ya da bu okullarda öğretmenlik yapmıştır. Yakın zamanda hayatını kaybedenler arasında, 7 Aralık’ta İsrail bombardımanında öldürülmeden hemen önce “Ölmem Gerekirse” adlı dünyaca ünlü şiirini yazan şair ve hikaye anlatıcısı Refaat Alareer; 20 Ekim’de Han Yunus’ta düzenlenen bir hava saldırısında oğluyla birlikte öldürülen romancı Hiba Abu Nada yer alıyor; İsrail hava saldırısında Adem ve Mahmud adlı iki çocuğuyla birlikte öldürülen 39 yaşındaki sanatçı Heba Zagout; Filistin’de UNESCO Astronomi, Astrofizik ve Uzay Bilimleri Kürsüsü sahibi olan ve 2 Aralık’ta Jabalia kampındaki Al-Falouja bölgesinde İsrail hava saldırısında ailesiyle birlikte öldürülen ödüllü bilim insanı Sufyan Tayeh ve çok sayıda kişi.

UNRWA’ya karşı yürütülen savaş, İsrail’in etnik temizliğinin ve Filistin kültürü ile direnişinin silinmesinin bir parçasıdır.

Şiir koleksiyonu 2023 Amerikan Kitap Ödülü’nü kazanan ve Ulusal Kitap Eleştirmenleri Birliği Şiir Ödülü finalisti olan şair Mosab Abu Toha bir UNRWA okulunda İngilizce öğretmenliği yaptı; uluslararası üne sahip ressam Malak Mattar bir UNRWA okuluna gitti; ve NASA’nın Mars 2020 Perseverance Rover görevi için hafif robotik helikopterin tasarlanmasına yardımcı olan Gazzeli Filistinli Amerikalı mühendis Loay Elbasyouni de öyle. 2016 yılında, Beytüllahim yakınlarındaki Dheisheh mülteci kampında büyüyen ve UNRWA okuluna giden Hanan Al Hroub, Papa Francis tarafından Varkey Vakfı’nın Küresel Öğretmen Ödülü’nün sahibi olarak ilan edildi ve 1 milyon dolar ile ödüllendirildi. 2020 yılında Küresel Öğretmen Ödülü’nü, kuşatma altındaki Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki UNRWA Halima Al Saadia Orta Kız Okulu’nda İngilizce öğretmenliği yapan bir başka Filistinli Asma Mustafa kazandı. Ürdün’deki UNRWA Sweileh Hazırlık Kız Okulu’nda öğretmenlik yapan Safa’ Obeid ise 2022 Dünya Ödülü Yılın Eğitimcisi seçildi. Bunlar, eğitimlerini UNRWA okullarına borçlu olanlardan sadece birkaçı.

Filistin sanatının, edebiyatının, müziğinin ve kültürünün canlılığı, Filistinlilerin direncinin ve çocukların UNRWA okullarındaki eğitimleri sırasında aldıkları ilhamın bir kanıtıdır. İsrail geçtiğimiz dört ay içerisinde 152 UNRWA çalışanını, 119 gazeteciyi, 300’den fazla doktor ve sağlık çalışanının yanı sıra çok sayıda Filistinli akademisyen, şair, ressam, yazar, bilim insanı ve öğretmeni, Filistinlileri her disiplin ve meslekte başarılı olmalarını sağlayan eğitimden mahrum bırakan kültürel bir soykırımı ilerletmek için kasıtlı bir girişimle hedef aldı ve/veya öldürdü.

Bu arada Gazze’deki Filistinliler İsrail tarafından ABD silahlarıyla bombalanmaya devam ediyor. Her gün hastalıklardan ölmeye devam ediyorlar; aç, susuz, evsiz, temel ihtiyaçlardan ve tıbbi bakımdan yoksun olmaya devam ediyorlar; ve dayanılmaz acılar, zorluklar ve kayıplar yaşamaya devam ediyorlar. Ancak dirençli kalmaya devam ediyorlar. Saygınlıklarını koruyarak, bir gün evlerine dönme umudundan asla vazgeçmeyecekler – İsrail’in UNRWA’yı ortadan kaldırarak yok etmek istediği bir umut.

UNRWA’dan Lazzarini geçtiğimiz Ekim ayında İsrail bombardımanının ilk günlerinde şunları söyledi “Açık konuşayım: çatışma zamanlarında sivilleri korumak bir arzu ya da ideal değildir; bu bir yükümlülük ve ortak insanlığımızın bir taahhüdüdür. Siviller nerede olurlarsa olsunlar korunmalıdırlar.”

Bu utanç verici eylemi tersine çevirmeleri için seçilmiş yetkililerimizi zorlamanın zamanı geldi. ABD’deki insanlar Beyaz Saray’ı ve seçilmiş temsilcilerini arayarak BM genel sekreterinin çağrısına kulak vermelerini ve UNRWA’nın vazgeçilmez, hayat kurtaran çalışmalarına devam edebilmesi için yardım ajansının finansmanını yeniden sağlamalarını isteyebilirler.