admin

Stalinizm bir sebeb değil sonuçtur

Dergimiz yayın yolculuğunun üçüncü ayında. E-Skop dergisinin 2015 yılı arşivinde bulduğum bu çağrı; yalnızca aklın yolunun birliğini kanıtlamıyor; solun akılsızlık birliğinin de önemli bir kanıtı. Macaristan gibi çok önemli bir "sosyalist" ülkede Bookchin'in adlandırmasıyla bir "üçüncü devrim" girişimi içinden yükselen ve Sovyet tanklarıyla susturulan bu ses, sosyalizmin krizinin boyutlarını, krizin hangi alanlarda ortaya çıktığını çok…

Yazının devamı

Komün: En sonunda yeniden keşfedilmiş siyasal biçim

Jerome Roos “Devrilen ama fethedilemeyen Komün günümüzde yeniden doğuyor. Artık o, bozguna uğrayanların güzel bir umudun hayaline sarılıp uyuyarak gördüğü bir düş değil. Artık değil! Bugünün “komünü” ayaklarımızın altında gümbürdeyen devrimin açık ve nihai amacı haline geliyor” Peter Kropotkin Olaydan on yıl sonra, Paris Komünü üzerine düşüncelerini aktarırken böyle yazıyor Peter Kropotkin. Bu kelimeler yaklaşık…

Yazının devamı

Thomas Münzer ve Köylüler Savaşı

Şeyh Bedreddin'imiz pratik ve kuramsal izini tarihe Münzer'den 60 yıl önce bıraktı. Ancak ne Avrupa solu, ne de Türkiye solu, bu iki ismin tarihte ifade ettiği "yol"u anlamlandıramadı ve güncelleyemedi. Batılı tarihçiler 1200 lerden başlayan "köylü savaşları"nın vaka nüvistliğini yapsa da yorumlamakta diyalektik materyalist bir metodolojiyi kullanamadılar. Oysa her iki hareket de hiç de tesadüfi…

Yazının devamı

Paris Komünü, Lenin’in dansı ve Rojava komünleri

ALİ ÇİÇEK – Yeni Özgür Politika Stefan Zweig, tarihin akışını değiştiren ve böylece kendi başlarına tarih yazan anları, “insanlığın yıldızının parladığı anlar” diye tarif ediyordu. Paris Komünü’nün 1871’in ilkbaharındaki deneyimleri de demokratik ve eşitlikçi bir topluma giden yolun köşe taşlarından birine dönüştü. Marx’ın “gökyüzünü fethe çıkanlar” diyerek onurlandırdığı Paris komünarlarının deneyimleri, Ekim Devrimi pratiğinde de…

Yazının devamı

İnkâr Edilen Hakikat: Sömürge Kuzey Kürdistan

Güllistan Yarkın / 2019-06-30 Cumhuriyet’in Doğu’ya yerleşmesi, medeni milletlerin Afrika’ya yerleşmesi gibidir… Afrika’nın Diyarbakır’a nazaran birkaç misli daha ağır olan hava şartlarını yenerek oralarda yerleşen medeni milletlerden, bizim bir eksiğimiz olduğunu iddia etmeye kimin hakkı vardır. Umumi Müfettiş Avni Doğan Dersim’in yönetimi sömürge yönetimi gibi ele alınmalı ve burada bir sömürge idaresi kurulmalıdır… Yüksek memurlara sömürge…

Yazının devamı

Konfederalizmin Anlamı*

Murray Bookchin Çok az argüman, yüz-yüze katılımcı demokrasi durumuna karşı çıkmak için bizim “kompleks bir toplumda” yaşadığımız iddasından daha etkili bir şekilde kullanılmıştır. Bize modern nüfus merkezlerinin taban düzeyinde doğrudan karar vermeye izin vermek için fazla büyük ve nüfusça yoğun olduğu söyleniyor. Ve ekonomimiz ticaretin ve üretimin karışıklıklarını çözmek için, muhtemelen, çok “küresel” dir. Günümüzün…

Yazının devamı

Marksizm, tarihin 240 bin yılını neden yoksaydı?

Yeni olaylar, bütün geçmiş tarihin yeniden incelenmesini zorunlu kıldı. O zaman görüldü ki, bütün geçmiş tarih, ilkel aşaması ayrı tutulursa,(abç) sınıf mücadelelerinin tarihidir; toplumun birbirleriyleçatışan sınıfları, her zaman, üretim ve değişim tarzlarının, kısaca, kendi çağlarının iktisadi koşullarının ürünle? ridir; toplumun iktisadi yapısı, her zaman, belirli bir tarihi dönemin hukuki ve siyasi kurumlarının olduğu kadar, dini,…

Yazının devamı

Seattle isyanı 1999

Charlie Kimber* Yirmi yıl önce, Dünya Ticaret Örgütü toplantısı sırasında- ki gösteriler, sokak işgalleri ve isyanlar politik ve ekonomik sistemin merkezine karşı yeni bir mücadele biçiminin doğuşunu müjdelemişti.  Amerika’da Seattle’daki gösteriler, dünyaya hükmeden elitlere karşı keskin bir öfkenin olduğunu gösterdi ve “antikapitalizm” ifadesini popüler hale getirdi.  Patronların dergisi The Economist 10 yıl önce şöyle yazdı:…

Yazının devamı

Faşist Ekoloji

Peter Staudentmaier – Şubat 19, 2012 Çeviri : Ahmet Atıl Aşıcı – Sezgin Ata “İnsanlığı doğadan, hayatın bütünlüğünden ayırmanın onun kendi yıkımına ve ulusların yokoluşuna sebep olduğunu anlamış bulunuyoruz. İnsanlık ancak hayatın bütünlüğüne yeniden eklemlenmek suretiyle güçlü olabilir. İşte bu, çağımızın biyolojik yükümlülüklerinin temel direğidir. İnsanoğlu tekbaşına düşüncenin odağı olamaz artık, olsa olsa hayatın bütünlüğüdür…

Yazının devamı

Mülteci miyiz, muhacir mi?*

A. Halûk Ünal Anadolu malûm, bir göçmenler ülkesi. Göçmenlik hepimizin genlerinde var. Sevgili Yılmaz Karakoyunlu, Anadolu’ya “3M ülkesi” derdi; mülteci, mübadil ve muhacir. “Ne mutlu türküm” ulusunun inşa edildiği “malzeme.” “Ne mutlu türküm” toplumunun sinizm ve gericiliğini “anlamaya” başlamak, dört yıl önce kendimi bir göçmen selinin ortasında mülteci olarak bulduğumda mümkün olacakmış. Neyse bu, başka…

Yazının devamı